Tweet
Haber3.com Ana Sayfa
  • Leyditurk FaceBook
  • Leyditurk Twitter
  • Leyditurk Friendfeed.com
  • Leyditurk RSS

Nasıl bir anne baba olmalısınız?

Nasıl bir anne baba olmalısınız?

Anne ve baba olmak hayattaki en tatmin edici deneyimlerden, yaşanabilecek en önemli değişimlerden biridir




İyi bir anne veya baba olmak çocuğun bütün maddi ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Hatta çok sevmek bile tek başına yeterli olmaz. İyilik yapılmak istenirken kötülük yapılır, çıkmaz sokaklara girilir, yol kaybedilir… Anne ve baba olmak hayattaki en tatmin edici deneyimlerden, yaşanabilecek en önemli değişimlerden biridir. Ama bir yaşam boyu emek gerektirir. Bir kere olduysanız bırakamazsınız, ebeveyn olmaktan vazgeçemezsiniz.

Uzman Psikolog Dr. Ayben Ertem

Ebeveynin çocuğun geleceğindeki rolü

Çocuğun hayatındaki en önemli değişken, ebeveynleridir. Ebeveynin etkileri çocuğun zekası ve eğitim başarısı kadar sağlığı, davranışları ve sosyal refahı üzerinde de izlenebilir. Uzun vadeli grup çalışmaları, ebeveyn etkisinin hayat boyu sürdüğünü, çocuğun çalışma hayatında izleyeceği yol kadar gelecekteki sağlığını ve sosyal refahını da etkilediğini gösteriyor. En önemlisi, ebeveynin “başarısı” sonraki nesilleri de etkiliyor, çünkü nasıl bir ebeveynle yetiştiğiniz nasıl bir ebeveyn olacağınızı belirliyor aslında.

Ünlü psikoloji profesörlerinden Dr. Laurance Steinberg, “İyi ebeveynlik empatiyi, dürüstlüğü, özgüveni, iradeyi, insaniyeti, iş birliğini, neşeyi besler. Aynı zamanda entelektüel merakı, motivasyonu ve başarma arzusunu geliştirir. Çocuklarda anksiyete, depresyon, yeme bozukluğu, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, antisosyal davranışlar ortaya çıkmasını önleyebilir” diyor.

Nasıl davranmalıyız?

Birçok anne baba kendi anne babasından ne gördüyse onu uygulamaya çalışıyor, bu da çoğu zaman şiddete dayanan bir disiplin anlamına geliyor. Bunun tersine, kendi anne babası tarafından şiddete dayalı disiplinle büyütülen ve aynı hataya düşmek istemedikleri için çocuğuna hiç kural koymayan anne babalar da var.

Anne babanın çocukla ilişkisi çocuğun davranışlarına doğrudan yansır. Buna davranış bozuklukları da dahildir. İyi iletişiminiz kuramazsanız, çocuğunuz sizi dinlemez. İki yetişkinin ilişkisi üzerinden örneklersek: İyi iletişim kurduğumuz insanlara daha çok güveniriz, onların fikirlerine önem veririz, onları dinleriz. Ama hoşlanmadığımız, saygı duymadığınız insanların fikirlerini, ne olursa olsun göz ardı eder, hatta yok sayarız. Çocukla yetişkin ebeveyn arasındaki ilişki de aynen böyledir.

Genel inanışın aksine, sevgi göstermek çocuğu şımartmaz. Sevginizi mümkün olduğunca sık gösterin; çocuğunuza dokunun, sarılın, onu sevdiğinizi söyleyin; onu kucaklayın. Çocuk, sevginin ve ilginin yerine başka şeyler koymaya başladığınız anda şımarır. Örneğin çok fazla müsamaha göstermek, kural koymamak, sürekli hediye vermek gibi davranışlar çocuğu olumsuz etkiler.

Mutlaka çocuğunuzun yaşamının içinde olun. Bu, önceliklerinizi tekrar belirlemeniz ve buna göre yaşantınızı yeniden organize etmeniz, bazı şeylerden fedakarlık etmeniz anlamına gelebilir. Hem fiziksel hem zihinsel olarak çocuğun yanında bulunmak çok önemlidir. Elbette, yanında bulunmak ödevlerini yapmak ya da kontrol etmek değildir.

Çocuğunuzun gelişimini takip edin, yaşına göre ihtiyaçlarını gözden geçirin, değişiklikleri gözlemleyin, nasıl davranmanız gerektiğini öğrenin. Ebeveynler her zaman çocuklarının davranışlarındaki değişikliği takip etmeli ve gerekiyorsa hiç çekinmeden bir uzmandan yardım almalılar.

Çocuğa hiçbir zaman dayak atılmamalıdır, poposuna bir şaplak atmak bile doğru değildir. Her yaptığınızın ve söylediğinizin bir önemi vardır, çünkü çocuk her zaman sizi izler, bir video kameraya kaydeder gibi zihnine kaydeder. Yapılan çalışmalarda, dayak yiyen çocukların saldırgan oldukları, diğer çocukları dövme ya da kavgaya karışma eğiliminde bulundukları ve sorunlarını çözmek için saldırganlık yoluna başvurdukları gösterilmiştir.

Kuralların önemi

Ebeveynliğin en önemli ve çoğu insan için en zor yanı kurallar belirlemek ve bunları uygulamaktır. Çocuğa sınırlar koymak, her istediğinde her istediği şeye ulaşamayabileceğini öğretmek çocuğun kendini kontrol etme yetisini ve iradesini geliştirmesini sağlar.

İş, kural koymakla bitmez, bir de tutarlı olmak gerekir. Benzer olaylar karşısında farklı davranışlar sergilemeniz, farklı tepkiler vermeniz; koyduğunuz kuralları uygulamamanız ya da esnek davranmanız çocuğunuzda uygunsuz davranışlar ortaya çıkmasına sebep olabilir. Çünkü kafası karışır. Sizinle tartışamayacağı ya da pazarlık yapamayacağı durumları kesin olarak belirleyin ve değiştirmeyin. Otoriteyi kaba kuvvetle değil de bilgelik yoluyla sağlarsanız, size çok daha az karşı çıkacaktır.

Çocuğunuz koyduğunuz kurallara uymuyorsa, kendinizi köşeye sıkışmış hissedebilirsiniz. O zaman ödül-ceza yöntemini kullanın. En sık başvurulan ceza yöntemi düşünmek için mola vermektir. Amaç, yaşıyla doğru orantılı olarak belirlenen (5 yaş = 5 dakika gibi) o zaman dilimi boyunca odasında herhangi bir şeyle meşgul olmadan neden bu cezayı aldığını sorgulamasını sağlatmaktır. Belli bir süre için sevdiği bir şeyden (yemek dışında) mahrum etmek de ceza yöntemleri arasındadır. Yalnız bunu yaparken de o zamanı belirlemeniz ve o cezayı neden verdiğinizi açıklamanız çok önemli. Örneğin “Bilgisayar yasak sana” demek yerine “Şundan dolayı üç gün bilgisayar oynamayacaksın” demek daha doğrudur.

Yemek vermemek bir ceza yöntemi olamaz. Ancak önüne koyduğunuz yemeği yemeyip başka bir yemek talep ediyorsa, başka bir yemek yapamayacağınızı ya da alamayacağınızı, herkesin bu yemeği yediğini, onun da yemesi gerektiğini söylemeniz doğru olur.

Ödüllendirme yöntemi

Çocuğunuzu iyi davranışa teşvik etmek için ödüllendirme yöntemini kullanabilirsiniz. Yapılan çalışmalar, ödül yönteminin özellikle okulöncesi çocuklar üzerinde çok daha etkili olduğunu gösteriyor. Çünkü beş yaşındaki bir çocuk için ceza ödülden daha karmaşık bir kavram. Dolayısıyla, sizin beklentilerinizi gerçekleştirdiği anda ödüllendirmeyi tercih edin.

Son olarak, çocuğunuza saygı duyun, onu dinleyin. Dinlerken gözünün içine bakın, ne dediğini duyun. Onunla azarlamadan ve bağırmadan, nazik bir dille konuşun. Unutmayın, siz onunla nasıl konuşursanız, onu ne kadar iyi dinlerseniz, o da başkalarını o kadar dinleyecek ve saygı duyacaktır.

Sağlık&Yaşam








2012-12-18 16:57:00 1577 Paylaş
Yorumlar

Toplam 1 yorum eklendi.

  • elifnaz efendioğlu10/04/2013 19:19

    abi çok uzun yaa

Burçlar
Şeyda Özdalga
Diyet Listesi
Yemek Tarifleri
Rüya Tabirleri
Tüp Bebek Merkezleri
Çok Okunanlar
Bugün Bu Hafta Bugün

Erkekler neden terk eder?

Sevgi eksikliği
Başka birini sevme
Çapkınlık
Evlilik baskısı
Arkadaş baskısı

Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: Haber3 Grup