Tweet
Haber3.com Ana Sayfa
  • Leyditurk FaceBook
  • Leyditurk Twitter
  • Leyditurk Friendfeed.com
  • Leyditurk RSS

Menenjitin az bilinen etkileri

Menenjitin az bilinen etkileri

Beyin ve omuriliğini çevreleyen zarların iltihaplanması olarak tanımlanan menenjit hastalığı, çocukların hem hayatını hem de geleceğini tehdit ediyor.




Hastalığa karşı geliştirilen aşı uygulamaları sayesinde görülme sıklığı giderek azalan menenjite, en çok 0-1 yaş arasındaki çocuklarda rastlanıyor. Ateş, baş ağrısı, ensede sertlik, kusma gibi belirtiler gösteren menenjit, bulaşıcı bir hastalık. İşitme kaybı, yüz felci gibi fiziksel sorunlara yol açabilen menenjit, fiziksel hasarların yanı sıra kişide hiperaktivite sendromu, kişilik bozukluğu, öğrenmede yetersizlik gibi sorunları da beraberinde getirebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Banu Küçükkırım, erken teşhisin hayati önem taşıdığı hastalık hakkında önemli bilgiler vererek tek korunma yönteminin aşı olduğuna dikkat çekti.

1 yaşına kadar çok riskli

Menenjit hastalığında en yüksek risk grubunu 6-12 ay arasındaki bebekler oluşturuyor. Dr. Banu     Küçükkırım, yüzde 25 ila 55 oranları arasında ölümle de sonuçlanabilen bu hastalık hakkında şunları söylüyor: “Kalıcı hasar bırakma ihtimali yüksek olan menenjit, havadan damlacık yoluyla bulaşıyor. Bu hastalık, çocukluk çağının en korkulan enfeksiyon hastalıklarının başında geliyor. Çünkü bu yaşlarda,  bağışıklık sisteminin yeterli gelişmemiştir. Ayrıca yine çocukluk çağının özelliklerinde biri olan kan ile beyin bariyerindeki anatomik zayıflık vardır. İşte bu özellikler, bulaştıktan sonra menenjitin vücuda hızlıca yayılmasını sağlıyor üstelik beyin fonksiyonlarını etkileyerek hasar da bırakabiliyor”

Yüksek ateş menenjite işaret ediyor

Baş ağrısı, yüksek ateş, boyun tutulması, ense sertliği gibi yaygın belirtileri bulunan menenjitte mide bulantısı ve kusma da görülebiliyor. Dr. Banu Küçükkırım, hastalığın belirtileri hakkında, “Parlak ışığa bakmaktan kaçınma, zihin bulanıklığı, havale, soğuk el ve ayaklar, titreme, hızlı soluk alıp verme, eklem ve kas ağrılarının yanı sıra; 2 yaşından küçük çocuklarda az yemek yeme, inleme şeklinde ya da çok tiz ağlama, soluk ve lekeli bir görünüm, kafada bulunan bıngıldağın aşırı gergin ve şiş olması, kaskatı olma gibi belirtilerle de hastalık anlaşılabilir” diyor. Bunlardan birkaçına rastlandığı durumda vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerektiğini söyleyen Dr. Küçükkırım, nörolojik belirtilerin olduğu durumlarda da ölüm veya kalıcı hasar riskinin yükseldiğinin altını çiziyor.

Erken tanı hayat kurtarıyor

Erken tanı ve tedavi menenjit hastalığında hayat kurtarıcı bir rol oynuyor. Dr. Banu Küçükkırım, menenjite zamanında müdahale edilmediğinde ortaya çıkan riskli durumları şöyle anlatıyor: “Tekrarlama ihtimali olan menenjitte, verilen antibiyotiğe direnç gelişebiliyor. Havale nöbetlerinin yanı sıra özellikle yenidoğan döneminde hastalığa yakalananlarda kaslarda sekel şekilde sertlik kalabiliyor. İşitme kaybı, yüz felci, şuur kaybı, büyüme ve gelişmede gecikme veya güçsüzlük, öğrenmede güçsüzlük görülebiliyor.” Belirtiler görüldükten sonra kesin tanı; Lomber Ponksiyon adı verilen bir işlemle beyin omurilik sıvısından numune alıp bakteriyolojik antijen, hücre, kimyasal analiz ve kültür etkeni izole edilerek konuluyor. Hastanın yaşı ve etken olabilecek nedenin çeşidine göre antibiyotik tedavisi seçilirken; süresi 7-21 gün arasında değişiyor.

Öğrenme problemleri ve yetersizlik görülebiliyor

Erken tanı konarak uygun antibiyotik tedavisi alan çocuklarda menenjit hasar bırakmadan iyileşiyor ancak; geç tanılı, yanlış veya yetersiz tedavi alan hastalarda, sağırlık, davranış bozukluğu, konsantrasyon bozukluğu, koordinasyon bozukluğu, yorgunluk, hareket kısıtlılığı gibi sakatlıklar görülebiliyor. Bazı şikayetler zamanla düzelse de, bazılarının kalıcı olduğunu söyleyen Dr. Banu Küçükkırım, fiziksel hasarların yanı sıra yaşanabilecek diğer kalıcı hasarları şöyle anlatıyor: “Menenjit kişinin yaşamını kısıtlıyor ve aktivitelerini değiştirebiliyor. Çocuklarda menenjitten sonra hiperaktivite sendromu, öğrenme problemleri görülebiliyor. Erişkinlikte sosyal yaşamı ve iş yaşantısını etkileyen problemlerle karşılaşılabiliyor. Anti sosyal kişilik bozuklukları ve beceri gerektiren işlerde yetersizliğe de rastlanabiliyor. Çocuklarda bu yönde kalıcı hasarlar yaşanmaması için erken teşhisin önemini atlamamak gerekiyor.”

Hijyen kurallarını dikkate alın

Menenjitte hasta kişiyle teması bulunan herkese koruyucu antibiyotik tedavisinin uygulanması gerektiğini söyleyen Dr. Küçükkırım, alınabilecek önlemler kapsamında hijyenin önemine değinerek; “Hijyen kurallarına uymak, sık sık elleri yıkamak tehlikeli mikropların vücuda ulaşmasına engel oluyor. Bunun yanı sıra anne sütü almanın, bebekleri menenjitten koruduğu da biliniyor.  Sağlıklı bireylerin bir kısmı ağzında bakterileri taşıyor ve kendisi hastalanmadan sadece bulaştırıcı olabiliyor. Yapılan çalışmalar, tüm insanların yüzde 10'a yakınının burunlarında veya boğazlarında bakteri taşıdıklarına yönelik sonuçları ortaya seriyor. Bunların yanı sıra yorgun düşmek veya stresli yaşam gibi etkenler de menenjite karşı kişiyi daha savunmasız hale getiriyor.

TEK KORUNMA YÖNTEMİ AŞI

Özellikle çocuklarda önemli menenjit etkenleri olan hemofilus influenza, meningekok ve pnömokok adlı bakterilerden aşıyla korunmak mümkün olabiliyor. Türkiye’de menenjit vakalarının yüzde 60'ından meningekoklar sorumlu olurken; daha düşük oranlarda sorumlu olan pnömokok ve hemofilus influenzaya karşı aşılama 2009 ve 2006’dan beri devlet tarafından uygulanıyor. Meningekok aşısı ise ailelerin ve çocuk hekimlerinin yönlendirmesi ile yapılıyor. Türkiye'de meningokokların W, B ve A tipleri enfeksiyon oluşturabiliyor.  A, C, Y, W-135 4'lü konjuge meningokok aşısı ile korunmak mümkün olurken, B tipine karşı ise henüz konjuge aşılama geliştirilmiş değil ancak bakteri DNA'sından elde edilen aşı, hazırlık aşamasında. A, C, Y, W-A135 tiplerini içeren 4’lü konjuge meningkok aşısını pek çok ülke artan oranlarda aşıyı rutin takvimlerine almaya devam ediyor. Avrupa, Kuzey Amerika  ve  Avustralya dahil 16 ülkede aşı rutin kullanımdayken; Amerika'da ise 2006’dan beri ulusal aşı takviminde yer alıyor.

Leyditurk.com








2016-04-26 09:24:00 3092 Paylaş
Yorumlar
Burçlar
Şeyda Özdalga
Diyet Listesi
Yemek Tarifleri
Rüya Tabirleri
Tüp Bebek Merkezleri
Çok Okunanlar
Bugün Bu Hafta Bugün

Erkekler neden terk eder?

Sevgi eksikliği
Başka birini sevme
Çapkınlık
Evlilik baskısı
Arkadaş baskısı

Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: Haber3 Grup